Akşam geçtim karşısına klozetin, bakışıyoruz. Ben ona kara kara bakıyorum, o bana mavi mavi. Klozetimin maviliği içinde kayboluyorum. Düşüncelere dalıyorum.
Hatta komik belki ama daldığım düşünceler Hacıbaba baklavaları ile başlıyor. Bakın nerelere kadar gidecek.
seçmek -er
(-i)
1 . Benzerleri arasında hoşa gideni seçip almak veya yararlanmak için ayırmak: "Ben bu kitabı seçtim."- . |
2 . Birine oy vererek bir göreve getirmek: "Biz sizi başkanlığa seçtik."- . |
3 . Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek: "Benim ne akla hizmet edip de Almanca muallimliğini seçtiğime şaşıp şaşıp kalıyordu."- H. Taner. |
4 . Ne olduğunu anlamak, fark etmek: "Sizler gezip tozmakta hür olduğunuz hâlde insan zekâsı ile bir adım ilerisini seçemiyorsunuz, sezemiyorsunuz."- R. H. Karay. |
| 5 . Farklı görmek, üstün görmek. |
| 6 . Tercihini bir yönde kullanmak. |
7 . (nsz) Titiz davranmak, kolay kolay beğenmemek: "O yemek seçer, her şeyi yemez."- . |
taraf
isim Arapça µaraf
1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay. |
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal. |
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner. |
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- . |
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- . |
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- . |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
karar
isim (kara:rı) Arapça ®ar¥r
1 . Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı: "Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim."- R. N. Güntekin. |
2 . hukuk Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm: "Yargıç kararı."- . |
3 . Bu yargıyı bildiren belge: "Mahkeme kararını aldı."- . |
| 4 . Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. |
5 . Değişmez olma: "Havanın hiç kararı yok."- . |
6 . Tam ölçüsünde, ne az ne çok: "Yemeğin tuzu karar."- . |
| 7 . müzik Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. |
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
savunmak
(-i)
| 1 . Herhangi bir saldırıya karşı koymak, saldırıya karşı korumak, müdafaa etmek. |
| 2 . Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak. |
| 3 . Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek. |
| 4 . Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak. |
| 5 . spor Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek. |
Biz bazı fikirleri savunurken, başkalarını o konularda ikna edip aynı tarafa çekmeye çalışırken ne kadar taraflıyız, tarafsızız. Hadi başkalarına gerek yok, kendi başımızayken, aldığımız bazı kararları ne kadar inceleyerek alırız acaba. Yani ne kadar sağını solunu, altını üstünü tartarız. Yoksa tartmaz mıyız, sadece taraf olarak mı seçeriz.
Seçmek ne kadar tarafsızdır.
Kararlar hep seçim midir, seçmeden karar alınabilir mi.
Yani bir konunun olası her yönünü değilse de, yeterince karşıt yönlerini inceler miyiz genelde. Yoksa tadı hoş gelen bi yönün ucundan tutup üstümüze geçiriverir miyiz. Sonra da bak, bu mor, ne kadar yakıştı, sana da yakışır mı deriz. Bunun, kocakarı ilacını evde fabrikasyon üretmekten ne farkı vardır.
Ben uzun süredir seyrek yazar oldum, az yazmamın sebebi de biraz bu. Bir fikir var belki aklımda, ama diyorum ki bu kadarıyla ahkam kesersem kesin hata yaparım. Konuyu iyi kapsayamam. İnsanları yanlış yönlendirebilirim, yönlendirmesem bile yanlış yapmış olurum diyorum, yutuyorum. E madem dert bu, en iyisi derdi yazmak dedim. Böyle. Bu da fikir yazısının kendi kendini didikleme yazısı olsun.
Not: Mavi gözlü klozet mi, o sonra. Söz verdiğim bok püsür yazısında irdelenecek.
Not2: Tanımlar yine www.tdk.gov.tr'den.