Sacmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sacmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2010 Perşembe

Politik Saçmalıklar: İyelik

İşine geldiğinde benim bakanım, benim müdürüm, benim müsteşarım vs. diyecek ve devletin tüm organlarını seçilmiş, atanmış ayırmadan sahiplenecek, tebaan sayacaksın. Ondan sonra işine gelmediğinde, tutuştuğunda da devlet onu bunu yapar, biz yapmayız diyeceksin.

Var mı öyle yağma, çocuk mu kandırıyorsunuz.

Sen devletin tecellisisin. Bayrağı taşıyanısın. Sorumlusun.

Bir karar ver arkadaş, sen tüm organlarına sızmaya çalışmıyor musun. Devlet denilen tüzel yapının kendi kafana göre çalışması için tüm enerjinle, tüm elemanlarınla uğraşmıyor musun. Hükmetme gücünle devlet olmak istemiyor musun zaten. Olmakta olduğun şeyi neden kötülüyorsun o zaman.

Pise yatmayı mı seviyorsun.

13 Eylül 2009 Pazar

Politik Saçmalıklar: Helikopter

Efendim benim mühendislik diplomam var. Yani basitçe mühendis sayılıyorum. Mühendislik ehliyetine sahibim. Bazı konularda ahkam kesebilme ehliyeti bu. Sonracığıma, tıp ilgimi çekiyor. O konuda da ahkam kesebiliyorum bazen, çok tepki çeksem de. Ya da mesela, bir süredir birşeyler yazıyorum burada, antin kuntin bok püsür konular. Ciddi ciddi okuyanlar var.

Alanım geniş, diplomama güvenemediğim durumlar çok. Tıp ilgimi çekiyor diye kimseyi ameliyat etmiyorum da mesela. Birşeyler karalıyorum diye Kant'ı, Hobbes'i, Moore'ı itin götüne sokmaya da çalışmam (Ha Niçe'ye küfretmişliğim vardır, o ayrı)

Hal böyle iken, yani usturuplu bir şekilde otururken, boyumuzun ölçüsüne göre kumaş biçtirir, ayağımızı yorganımıza göre uzatırken enayiliğin dik alasını mı yapıyoruz biz.

İmam hatip lisesi mezunu (meslek lisesidir, imamlık öğretir), iktisat önlisans (meslek üniversitesidir, hesap kitap öğretir) diplomalı padişahımızın helikopter ile İstanbul üzerinde uçup üçüncü köprünün yerine karar veriyor olması hangi öğretiye sığar. Hangi diploma bunu sağlamaktadır.

Ağır vasıta ehliyeti olmadığı halde otobüs fabrikasında otobüs sürmeye çalıştığında uyanacaktık, olmadı.
Hala uyuyoruz.

10 Eylül 2009 Perşembe

Niye yazayım ki

Şimdi biliyorsunuz politik saçmalıklar yazacağım demiştim. Ama bakıyorum da zaten yazılı basın yeterince yazıyor. Neden yeterince yazıyor derseniz de yeterinden çok daha fazla saçmalık yaşanıyor memleketimde.
Hangi birine odaklanıp yazayım ki:
İstanbul seli bir acayip.
Ankara derebeyi sanki rol çalmaya çalışır gibi, acayip.
Açılıyoruz, acayip.
Şehit oluyoruz, acayip.
Dış politika desen, o zaten allahlık acayip.
Futbol? Ekonomi? Sağlık?
Ya da başka başka başlıklar...

Ben en iyisi az biraz daha susayım.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Sakallı saçmalıklar: Bebek

Alet edevatın ne için olduğu, ne işe yaradığı, amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı önemlidir mirim. Amacı dışına çıktı mı bi kere, nereye gireceği belli değil.

Mesela, oyuncak bebeği götüne sokarsan, tahrik de edebilir. Bilemezsin.

Not: Bebek ile oyun oynamak mantıklı olandır, bi yerine sokmak ise mantıksız olan. Hele ki kafana farklı fikirlerle sokarsan aha böyle saçmalık olur.

Asıl not: 300. yazının haline bak. Hey allahım, sen aklıma mukayet ol.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Politik Saçmalıklar: Aykırı

"Anayasaya aykırı bir yanı yok".
Bu cümleyi hukuk geçmişine sahip birinden okuduğumuzda hukuki bir değerlendirme yaptığını düşünürüz değil mi, değil işte.
"Bizim patron öyle düşünmüyor, illa ki olacak bu iş" anlamına gelen bir renk belirtme cümlesi sadece bu.
Bizim ortaokulda "Reading Between The Lines" diye bir ders kitabımız vardı, o aklıma geldi.

Gündemi takip ede ede adamların kıçlarının kenarına bulaşmış boktan tahlil yapmayı da öğrenir olduk. Politika bu kadar mı lan.

16 Haziran 2009 Salı

Boğaz ve Ankara kıyıları

Kuleli Lisesi, Sepetçiler Kasrı gibi binalar otel, müze gibi kullanılmak üzere turizme hizmet edecekmiş, ya da en azından böyle bir planı varmış tepemizdeliklerin. Haydarpaşa garı da hiç bi işe yaramıyordu, ondan kapattık, değil mi. Sonra döndürüp bi yerimize sokacağız herhalde, ha?. Halep, arşın.. Lahana?

Ha bi de ulu belediye başkanımız var. Onu da anlatayım, daha dün akşam duydum.
Ankara'da otel stoğu eksiği varmış. Yenileri yapmak lazımmış. Millet açıkta kalıyormuş. Kızılay meydandaki bina/gökdelen (boş duran) otel olsunmuş. Başkanımız bu fikre karşı şöyle bir beyanat vermiş:
"Bu şehircilik katliamı olur, Kızılay'ın trafiği kilitlenir. Onun yerine o binaya alışveriş merkezi yapalım"
(??!!??) Otel? Alışveriş merkezi? Trafik?

Kaynak mı, tabii ki götüm.

12 Haziran 2009 Cuma

Politik saçmalıklar denemesi 1: Mahalli idare(Yerel yönetim) saçmalığı

Yeni bir yazı sınıfı açmaya karar verdim. Adı Saçmalıklar olacak. Gündelik hayatta karşıma çıkan ve bana saçma gelen olay/olgu/durum gibi şeylerin kaydını tutacağım. Genelde bunlar gazete haberleri ya da insanlarla olan iletişim sonucunda ortaya çıkan basit konular olmakla birlikte çoğunlukla politik oluyorlar. Zaten sırf bu nedenle yazmaktan sakınıyor idim. Düşününce farkettim ki ben bunları yazmayınca gerginlik üretiyor bünyede. Hani bi ara ben sinirlenemiyorum diyordum ya, biraz da bunlardan. Yazayım ki sinirimi akıtacak konu olsun. Aslında hepimizin bildiği, gördüğü şeyler, ama kanıksamak istemiyorum. Göze göze sokmak istiyorum sanki. Malumu ilan da olsa, ilan eden yoksa ben ederim. Aha buyrun hemen alt paragrafta ilki geliyor:

Dün serseri bir gazete okuma seansında iki tık ara ile iki habere denkgeldim. İlk haberde sevgili hükümetimizin hiper süper düper atılımı olarak anlatılan şey milli eğitim politikalarının merkezi olarak tanımlanıp denetlenmesi yerine bu işin mahalli idarelere verilmesi tasarısı idi. Bak dikkat et valilik bile değil ha, belediye. Buna adem-i merkeziyetçilik dendiğini duymuş ya da okumuş da olabilirsiniz. Merkezi, hiyerarşik yapılar yerine yerinden yönetim, bölgesel yönetim, falan da deniyor.

İkinci haber ise hükümetimizin; belediyelerin başarısız olduğu savından hareketle turistik işletme belgesi verilmesi işini belediyelerden alıp turizm bakanlığına vermesi tasarısı idi.

Evet, burada bir es veriyoruz.

Aynı gün lan, konunun mantıksal irdelemesini, belediyelerin başarılı mı başarısız mı olduğu değerlendirmesini falan yapmıyorum artık. Geçtim onları, aynı gün oğlum. Aynı gazetede, aynı gün, aynı öncelikte haber, iki tık yan yana. Yuh ulan.

Not: Haber, link, atıf matıf ile uğraşmayacağım artık. Merak eden gider tıklar, arşivler orada.