Ulen ne yazsam ne yazsam diye düşünüyordum, otobiyografi yazılarına bir adet daha eklesem mi diye baktım, eğer yazarsam aynı sonuncusu gibi güdük kalacakmış gibime geldi. Boşverdim.
Sonra benim geçen bi hafta izin yaptığım, seçimden sonra araba ile Antalya'ya indiğim, oradan büyükleri alıp babam köyüne gittiğim, bir hafta kafa dinlediğim aklıma geldi. Ve dahası orada küçük bir kağıda birkaç not aldığım bile anca şimdi aklıma geldi. Böylelikle yeni konu ortaya çıktı efendim, buyrun:
Köye gittik ama köyde bi tane bile foto çekmemişim iyi mi, ben de bu eksikliği gidermek için size köyümüzün (Gödene/Gökbel/Menteşbey) bağlı olduğu ilçe Akseki'den bir manzara göstereyim bari.(Tel sineklik gerisinden, korkmayın)
Köyde Filiz Aşı diye bir yemek duydum, anlattırdım, şimdi buraya alalım tarifini. Malzeme olarak bir baş yemeklik kuru soğan, bir su bardağı kadar kırık bulgur, az biraz kuşbaşı kavurma et, üç yemek kaşığı kadar tahin, salça veya domates(veya domates kısmı Güveç lokantası için, çünkü onlara önereceğim bu yemeği ve onlar genelde salça kullanmazlar), bir dolu avuç filiz.
Filiz ne la diyenler için açıklama gerekecek biliyorum. Filiz bizim oralarda iyice körpe taze asma yaprağının kurutulup ovulmuşuna denirmiş. Olmadı tazesi yırtılarak parçalanarak kullanılabilirmiş.
Yapımı ise çok basit: Soğanı kavur; salçayı öldür; filiz at, pişir; üstüne sıcak su sal; bulgur at, şişir; kavrulmuş kuşbaşıyı da at; kıvamlanınca tahini kestirmeden azar azar sal. Bitti.
Kestirmeden ne mi demek, okumuyosun di mi birader sen benim yazıları, Piyaz yazısında anlatmadık mı, tahin kesilebilir diye, kesilmemesine dikkat ederek azar azar kullan diyorum.
Neyse.. Ben bu yemeğin bir benzerini yırtma ismi ile Güveç'te yemiştim ama o taze asma ile yapılıyordu ve sanırım onun içinde tahin yoktu, bakalım Erol abi ile Nurcan hanım bunu beğenip uygularlar mı..
Ya gelmişken alakasız olacak ama güveç'te yediğim bi masa görüntüsü de koyalım, tam olsun.
Benim için çok büyük olaydır bamya yemek... Yanında da hoşaf ve alatlı pilavı var sanırım.
Köyde başka ne notlar aldın derseniz, bir de eşki tarana ( Ekşi tarhana ) notu aldım. Onu anlatayım. Daha önce anlatmıştım ama bunu di mi. Olsun, canım istedi bir daha yazayım:
Öncelikle ekşi tarhananın kendisinin nasıl yapıldığını anlatalım.
Yabani erik kaynatılacak, çekirdek ve kabuğu ayrılacak. Pilavlık çekilmiş yarma buğday ile yoğrulacak. Biraz bekletilecek ve bu lapa tekerlek şeklinde parçalara ayrılarak kurutulacak. Bu tarhananın saklanması için. Tabi siz farklı şekil vererek de kurutabilirsiniz ama işte ne bileyim yıldız yaparsanız mesela uçları kırılabilir. Daireyi düşünün, evet evet hadi hep beraber düşünelim.. Doğruuu, dairenin herhangi bir köşesi yok evet, saklanırken sürtüp kırılacak yeri pek yok eveet :)
Bu yemeğin nasıl yapılacağına gelelim, bi kere buna tarhana dediğimize bakmayın, çorba değil, yemek oluyo bu.
Kemikli et, şeker pancarı, acı yeşil biber, karnı kara börülce, sarımsak, taze fasulye ve aklınıza ne gelirse sebze :)
Akşamdan tarhanayı bir taşım kaynat, kapat. Kuru börülceyi ıslattındı di mi, herşeyi ama herşeyi karıştır, uzun süre pişir(4 saat?) azaldıkça su ekle. Bu kadar.
Bunun ve filiz aşının fotosu yok, sadece anlatabiliyorum, kusura bakmayın. Ama eksiğimi gidereceğim, mesela köy dönüşü Özdoyum'u kapalı bulunca şehrin içinde Şişçi Ramazan'a gittik ve şu masayı hallettik diyebilirim.
Evet o ortadaki piyaz. Ve flu çıkmış, gözümün dönmüşlüğüne verin lütfen. Panoramada şiş köfte, köz biber soğan, dereotu, piyaz, domates, cimbiber, anne ve baba elleri var.
Bi de alakasız olacak ama canım istedi, uyuz istanbulun reklamı gibi görmezseniz bu hafta iş için yaptığım bir istanbul gezisinde çekilmiş, Moda üstünden Kalamış görüntüsü, akşam.
Bu çorba gibi yazı da burada biter.