Handeelibir peppermill adlı yemek dükkanı ile ilgili bir
yazı yazmış. Yazıyı görünce ben de bir nazire yapayım dedim. Şimdi bu dükkanın Çayyolu'nda da bir adet yeri var. Hatta bu markanın asıl yeri buradaki. Hande'nin tanıttığı Bahçelievler şubesi daha 4 aylık bir yermiş. Mekan ve marka sahipleri 3'ü kardeş olmak üzere 4 çocukluk arkadaşı imiş. Bu kişiler daha önce Bilkent Tadım isim hakkını işletmişler. Marka kendi markaları. Yani yabancı bir markanın getirilmesi işi değil. Mutfak olarak kendilerini
italyan olarak tanıtıyorlar.
Bu akşam orada yedik. Şans eseri orada bulunup da masaları mutfak tarafından ayıran, misinalara bağlı, camdan sıra sıra taşların birbirine dolaşmış misinalarını çözmek için uğraşan iki kişi ile onlara anlamsız gözlerle bakan üçüncü bir kişi gördü iseniz lütfen onları hakir görmeyin. Onlar bütün gün boyunca sürmenaj kıyılarında gezen beyinlerini sakinleştirmekteydiler... Kızmayın onlara, sevin onları.
Neyse hediye soruya geçelim. Yanlış anlaşılmasın, hediyeli soru değil. Sorunun kendisi hediye. Tabii ki hediye algısı insandan insana değişir, kaygılanan da bu noktada okumayı bırakabilir.
Şimdi biz dün akşam bir arkadaşımızı kan vermesi için hastaneye götürmüştük. Kanı verdik, bizim işimiz bitti. Ama ilgimiz bitmedi. Bugün telefon geldi, kan verenden helallik isteyip memleketlerine dönmek için. Hasta ölmüş.
Soruya girizgah da bittikten sonra gövde kısmına geçiyoruz, ve son uyarımızı yapıyoruz. Sorudan rahatsız olmak istemeyenleri
şuraya alıyoruz.
Bu hasta dün 7 aylık bir bebe idi. 13 günlük iken hasta olduğu farkedilmiş. Dün beşinci kalp ameliyatını oldu bu el kadar bebe. Sonra da öldü. O ne yaşadı. Anası, babası, atası ne yaşadı, ne kadar öldü bu süreçte. Bu ata kaç kere ölecek bundan sonra. Bu bebe niye geldi niye gitti. Ne çekti, niye çekti bu dünyada.
Daha uzatılarbilir bu üstteki soru paragrafı. Ama uğraştırmayacağım sizi daha fazla. Şimdi bu hediye sorunuzu kendi başınıza, istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Kutlu ve hayırlı olsun.